* To see the English meaning of a word/phrase, drag the mouse over that word/phrase as it appears on the page.


Yüksek Ökçeler
"High Heels"
(by Ömer Seyfettin)

        Hatice Hanımpek  genç  dul kalmış  bir  hanımcağızdı.*  On üç  yaşında  iken  altmış altı  yaşında  bir  kocaya  vardığı  için  "izdivaçdenen  şeyden  nefret etmiştiİşte  hemen hemen  on  sene  vardı  kierkeğin  hayali  zihnineromatizmabalgampamukvandoztentürdiyot  yığınlarından  yapılmışpisabuslanet  bir  heyula  şeklinde  gelirdi

        - Gençler  başkadır
diyenlere
       - Aman, aman...  Onlar  da  bir gün  olup  ihtiyarlamazlar  Sonra  dertlerini  kim  çeker
diye  haykırırdı

        Başlıca  merakı  temizlikle  namusluluktuGöztepe'deki  köşkünü  hizmetçi  Eleni  ileevlatlığı  Gülter'le  her  sabah  beraber  temizleraşçısı  Mehmet'i  her  gün  tıraş ettirirzavallı  Bolu'lu  oğlanı  tepeden tırnağa kadar  beyazlar  giymeye  mecbur ederdiEleni  deGülter  de  son derece  namusluydularKileri  kitlemezdiparaları  meydanda  dururduHele  Mehmet'in  namusuna  diyecek yoktuKonuşurken  gözlerini  kaldırıp  insanın  yüzüne  bile  bakmazdıHatice Hanımköşkten  hiçbir  yere  çıkmadığı  için  işi gücü *  adamlarını  teftiştiHabire  odaları  dolaşırtavan arasına  çıkarmutfağa  inerdi

        Derdi  ki
       - Benim  gibi  olunBen  kimse  ile  görüşüyor  muyumSakın  siz  de  komşuların  hizmetçileriyleuşaklarıyla  konuşmayınEl  insanı  azdırır

        Mehmet  bile  bu  nasihati  noktası noktasına  tutmuştu.*  Arka  bahçedeki  mutfağına  değil  misafirhemşeri  filanhatta  yabancı  bir  kedi  bile  girmiyorduHatice Hanımbelki  günde  on  defa  ineronu  yapayalnız  tenceresinin  başında  bulurduHatice Hanım'ın  temizliknamus  merakından  başka  bir de  yüksek  ökçe  merakı  vardıGüzelditombulducıvıl cıvıl  bir şeydiFakat  boyu  çok  kısa  olduğu  için  evin  içinde  debir  karışa  yakın  ökçeli  iskarpinler  giyerdiAdeta  bir  cambaza  dönmüştü

        Bu  yüksek  ökçelerle  merdivenleri  takır takır *  bir  hamlede  inerayağı  burkulmadan  bir aşağı, bir yukarı  koşar  dururduNihayet  bir  baş dönmesi  geldi

        Çağırdığı  doktor  ilaç  filan  vermedi
       - Bütün  rahatsızlığınıza  sebep  bu  ökçelerdir  hanımefendidedionları  çıkarınRahatyündenyumuşak  bir  terlik  giyinHiçbir şeyiniz  kalmaz

        Hatice Hanımdoktorun  tavsiye ettiği  bu  yünden  terlikleri  aldırdıHakikaten  rahattıBirkaç  gün  içinde  başının dönmesi  falan  geçtiDizlerindebaldırlarında  sızı  kalmadıFakat  böyletam  vücudu  rahat ettiği  sırada,*  ruhu  derin  bir  azap duyduDokuz  senelik  adamlarının  iki  gün  içinde  birdenbire  ahlakları bozulmuştuEleni'yi  kendi  diş fırçasıyla  ağzını  yıkarkenGülter'ikilerde  reçel  kavanozunu  boşaltırken  görmüştüMehmet'iet  günü  olmadığı  halde *  bol  bir  sahan  külbastıyı  yerken  yakaladı

        - Ne oldu  bunlara  YarabbimBunlara  ne oldu
diyordu

        Bir  hafta  içinde  adamlarının  on beşten  fazla  hırsızlığınıyolsuzluğunu  tuttuHele  Mehmet'ikomşu  Paşa'nın  neferleriyle  koca  bir  lenger  pirinç  pilavını  atıştırırken  görüncehiddetinden  ne  yapacağını  şaşırdıO  gün  her  tarafı  kilit altına aldı.* 

        - Bakalım  şimdi  ne  çalacaklar
dedi

        Hakikaten  çalınacak  hiçbir şey  kalmamıştıErtesi  gün  biraz  geç  kalktıAşağıya  indiGülter'le  Eleni  meydanda  yoktuYürüdü, mutfağa  doğru  gittiGözleri  aralık  kapıya  ilişinceazıcık daha  nefesi  duracaktı.*  Mehmetocağın  başında  kısa  iskemleye  çökmüşbir  dizine  Eleni'yibir  dizine  Gülter'i  oturtmuşkalın  kollarını  ikisinin  bellerine  halattan  bir  kemer  gibi  sarmıştıHatice Hanımbu  levhanın  rezaletini  görmemek  için  hemen  gözlerini  kapadıFakat  kulaklarının  kapağı  olmadığı  içinkonuştuklarını  duymamazlık  edemedi.* 

        Mehmet  diyordu  ki
       - Ülen  Gülterartık  sen  şeker  filan  getirmeyon?* 
       Gülter
       - Her  taraf  kitline  yapayım
diyordu
       Mehmettuhaf  bir  şapırtı  içinde  Eleni'ye  de
       - Ülengece  niçin  gelmiyon?*  Sana  halva  yapıp  saklayom!* 
sualini  soruyor
       Eleni
       - Yakalanazağız  vire!*  Sonra  Hanım  bizi  kovazak!* 
diye  çırpınıyordu

        Aralarında  çıtır pıtır  bir  hasbıhal  başladı.*  Hatice Hanımgözünü  açmıyoryüreği çarparak  merakla  dinliyordu

        Gülter
       - Ah  o  terlikler!.  dediher  işimizi  bozdu.*  Hanımın  geldiği  hiç  duyulmuyorNe  yapsak  yakalanıyoruzEskiden  ne  iyiydiYüksek  ökçelerin  takırtısından  evin  en  üst  katında  kımıldandığını  duyardık

        Hasbıhal  uzadıkçakendi  göremediği  başka  rezaletlerin  mufassal  hikayelerini  işitiyorduDayanamadıGözlerini  açtı

        - Sizi  alçakhırsıznamussuzlarDefolun  şimdi  evimden

        Bu  dokuz  senelik  sadık  hizmetçilerini  hemen  kapı dışarı etti

***

        Aşçıişçiartık  eve  ne kadar  adam  aldıysahepsi  arsızhırsızyüzsüznamussuz  çıkıyorduTam  iki  sene  bir  adamakıllısına  rast gelemediMalı, mülkü  varken,*  hiçbir  sıkıntısı  yokkenbu  hizmetçi  üzüntüsünden  zayıflıyorsararıp soluyorduBaktı olmayacak!.  Yine  yüksek  ökçeli  iskarpinlerini  giydiHizmetçilerinin  hırsızlıklarınıuğursuzluklarını,*  namussuzluklarını  göremez  oldu

        Benzine kan geldiVakıa  yinebaşı dönmeye  başladıFakat  sesi  işitilmeyen  ökçesiz  terlik  giydireceğini  düşünerek  doktora  kendini  göstermiyor
       - Hiç olmazsa  simdi  yüreğim  rahat  ya... 
diyordu

       The notes are from the book Turkish Sampler: Writings for All Readers by Müge Galin; Indiana University, 1987.